10 Temmuz 2019 Çarşamba

Hızla Büyüyen Geçit-Der Hakkında....

     Resmi kuruluşunu bir hafta önce yapan derneğimiz Geçit-Der ( Gençler ve Çocuklar İçin Temiz Dünya Derneği) kısa sürede siz sevgili, duyarlı vatandaşlarımızdan yoğun ilgi ve destek görmüş, üyelik,gönüllü çalışma,destek teklifleri,dernek tüzüğü,faaliyet alanı,şube ve temsilcilik gibi konularda sorularınız yönetim kurulumuza ulaşmıştır.Henüz yapım aşamasında olan ve en kısa sürede açılacak olan web sitemizde  www.gecitder.org tüm sorularınızın cevabını bulacaksınız.Bu süreye kadar görüş ve önerileriniz için ;

twitter   :    @GecitDernegi
Instagram : gecitdernegi
facebook :  https://www.facebook.com/groups/305611650379287/
 mail  : [email protected]
adreslerinden bilgilere ulaşıp,iletişime geçebilirsiniz.

    Kurucu başkan olarak ilk mesajı sizlerle paylaşıyorum.

   "Çocukların ve gençlerin ruh, beden ve yaşam alanlarının dengesini bozacak her türlü bağımlılık, şiddet ve istismara karşı direnç, eğitim ve işbirliği sağlamak HAYATLARINI YÜKSELTMEK derneğimizin kuruluş amacıdır.
    Dünya tarihinde bağımsızlık savaşının ve medeni devrimlerin en önde gelen lideri Mustafa Kemal ATATÜRK’ün çocuklar ve gençler için söylediği;
“ Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, Onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır”
“Biz her şeyi gençliğe bırakacağız. Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidimiz gençliktedir.”
sözleri en haklı ve onurlu  esin kaynağımızdır."

    Derneğimizde hemen her meslekten üyelerimiz olduğu gibi, çocukların ve gençlerin eğitimi,gelişimi,güvenliği,sağlık-çevre-hukuk-bağımlılık riskleri-burs desteği gibi faaliyetlerin yanında  çocuk ,gençlik,kültür sanat,spor,basın yayın,ar-ge gibi komisyonlarımızda   uzman ve gönüllü üyelerimizle çalışacağız.Ankara merkezli kuruluşumuzda şu ana kadar İstanbul,İzmir,Antalya,Bursa,Yalova,Nevşehir,Giresun,Almanya,Belçika, temsilciliği için destek veren dostlar olup diğer iller ve ülkelerdeki gönüllü dostlarımızla temsilcilik ve şube kuruluşu görüşmeleri devam etmektedir.
   Diksiyon,resim,heykel,fotograf,kamera,ud,saz,keman,piyano,dans,beceri kursları gibi pek çok kurslarda hoca ve öğrenci olmak isteyen,aile danışma merkezimizin( DÜZAKIN AİLE DANIŞMA MERKEZİ)  sertifika eğitimlerine katılmak isteyenlerin yoğun teklif ve başvuruları devam etmektedir.
   Sanat dünyasından,çocuklardan,gençlerden ve siz gönüllü dostlardan gelen destek videoları sosyal medya sayfalarımızda yayınlanmakta olup göndereceğiniz "kısa" videolarınızı DESTEK MESAJLARI  adı altında  var oldukça yayınlayacağız.
    Çocuklar ve gençlerin temiz bir dünyada yaşamasını isteyen,evrensel hukuk ve ahlak kurallarını benimseyen, ırk,dil,din,etnik ayırım gözetmeden logomuzdaki gibi dünyayı kucaklayacak herkesi şimdiden üyemiz kabul ediyoruz.
                           Saygıyla   

                               Mutlu  ÇELİK
                      Geçit-Der Kurucu Başkanı
    

25 Haziran 2019 Salı

Hükümet Sözcüsü Kimin Sözcüsü?

  Akşam haberlerinde izlerken inanmakta zorlandığım bir konuşma vardı. Hükümet sözcüsü Ömer Çelik konuşuyordu "TRT Osman Öcalan'ı örgüt içindeki çatışmayı ortaya çıkarmak amacıyla konuşturmuştur."
   Önce şunu belirteyim, bu sözcü ile sadece soyadı benzerliğim var Allah korusun akrabam falan değil.Vallahi soyadımı değiştirirdim.
 Bu konuşmayı kendi başına yapsaydı bu kadar şaşırmazdım.Zihniyet derdim,cahil derdim,kanunu bilmiyor falan derdim ama adam hükümet sözcüsü.Ben yıllar önce Urfa'da görev yaparken Osman Öcalan hainini az mı aradım.İşin ilginç yanı bu adam hala aranıyoooooooorrrrrrr.
        RTÜK'e soruyorum; Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetlerini düzenleyen 6112 sayılı kanunun 8. maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendinde yer alan "Suç işlemeyi, suçluyu ve suç örgütlerini övücü, suç tekniklerini öğretici nitelikte olamaz." Bu ne RTÜK?

Adalet Bakanına soruyorum :

237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 215: “İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.

 Bu ne buuuuuuuuu?
 Hükümete soruyorum : Osman Öcalan mı TRT'yi aradı TRT mi Onu aradı ? Cevabı verebilene tek bir şey soruyorum
SEN KİMSİN ULAN?



    Dünya Uyuşturucuyla Mücadele Günü

        Bu gün 26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçığı İle Mücadele günü.Eminim pek çoğunuz böyle bir günden haberdar değildiniz.Oysa 1987 den beri  tüm Dünyada kabul edilen bu günde,  değişik etkinliklerle bu tehlikeye dikkat çekildiğini, çağımızın en büyük tehlikesi olduğunu en az sevgililer günü kadar önemli olduğunu kabul etmeliyiz.
         Bu sebeple geçtiğimiz günlerde kuruluşunu gerçekleştirdiğimiz GEÇİT-DER (Gençler ve Çocuklar İçin Temiz Dünya Derneği) Başkanı olarak bu güne dair bazı konuları sizlerle paylaşmak ihtiyacı duyuyorum.Şöyle ki;Uyuşturucu kullanımı ve uyuşturucuya bağlı ölümlerde dünyada ilk üç ülke arasına girmemiz,kullanım yaşının 11 olarak açıklanması,sentetik uyuşturucu kullanımında vahim rakamlarla en öndeki ülke haline gelmemiz sebepleriyle  artık bazı uygulama hataları,politika üretme eksikleri,mücadelede rol alması gereken  kurumların yanlış ve yetersizlikleri konusunu ivedilikle konuşmalıyız.
       Uyuşturucuyla mücadelede kimlere görevler düştüğünü yıllardır tüm konferanslarımda şu sıralama ile anlattım.
    1-Anne-baba
    2-Öğretmen
    3-polis
    4-Medya
    5-STK'lar

    Artık bu sıralamanın değiştiğini hem tecrübelerimizden, hem medyanın(yazılı-görsel-sosyal) etki gücünden hem de bu mücadelenin polisiye bir mücadeleden öte toplumun tümüyle ve özellikle STK'larla yürütülmesi gerektiğine dair Dünya örnekleriyle anlıyoruz.Doğru olmasa da geçerli sıralama kanımca şöyle;
    1-Medya(yazılı-görsel-sosyal medya)
    2-Anne-baba
    3-Öğretmen
    4-STK'lar
    5-Kolluk
    6-Din Görevlileri
    7-İlgili Kurumlar(İçişleri,Sağlık,Aile,Adalet Bakanlıkları)

    Aslında uzun uzun anlatılabilecek bu başlıklara kısaca ve birer örnekle değinmekte fayda var.Din,tarih,sağlık dahil neredeyse her şeyi medyadan almaya başlayan günümüz insanına medyanın bu mücadeledeki rolünü diziler,filmler,haberlerde yapılan inanılmaz hatalara dur diyerek başlayabiliriz.Uyuşturucu satıcılarının güçlü ve lüks yaşamlarla sunulduğu yapımların ,işsizliğin %25 olduğu ülkemizde yakalanan uyuşturucunun  maddi değerinin haber olarak verilmesinin,RTÜK 'ün 8/h maddesindeki görevini (uyuşturucuyu özendirici yayın) doğru yapabilmesi için uzmanlarla işbirliği yapması gerektiğini ANLAMALIYIZ..
         Sosyal medyadaki uyuşturucuyu öven,masumlaştıran içeriklere karşı hem doğru argümanlar oluşturmak hem suçlu takibi hem engel olma gereğini ANLAMALIYIZ.
        "Benim çocuğum kullanmaz" yaklaşımının ne denli yanlış olduğunu yüzlerce örnekle açıklamış biri olarak anne-babalara yönelik bilgilendirme eğitimlerine ağırlık verilmesi gerektiğini,çocuk ve gençle doğru iletişim konusunda,madde kullanım belirtileri ve önlemler konusunda mahalle çalışmaları başlatılması gerektiğini ANLAMALIYIZ.
        Anne babadan sonra çocuğu en fazla izleyen olarak öğretmenlerimizin bu konuyla ilgili eğitimlerini daha gerçekçi daha uzman kadrolarla yapmak gerektiğini ANLAMALIYIZ.
        Uyuşturucuyla ve diğer pek çok sorunla mücadelede örgütlü toplumların başarısını  hepimiz biliyoruz.Bu konuda da toplumu bilgilendirmede en önemli görevin STK'lara ve Demokratik Kitle Örgütlerine düştüğünü ANLAMALIYIZ.
       Bu sorunun polisiye bir sorunun ötesinde olduğunu devletin en tepesinden en alt kademesine kadar herkesin anladığını yapılan konuşmalardan anlıyoruz.Fakat her kademesinde kolluk sorumlularının "2 kilonun altına bakmam" açıklamaları,kırma dökme edebiyatları,sokak ağızlarıyla bu mücadelenin ABC'si ne (akıl-bilgi-cesaret) zarar verdiğini ANLAMALIYIZ.
       Günlük siyasetin içinde,geçmişine ve Ata'sına hakareti din adamı sıfatıyla yapanların uyuşturucuya başlamada manevi boşluğun etkilerini öğrenip öğretmeyi daha görev saymalarını ANLAMALIYIZ.
     
       Aslında sayısız örneklerle herkesin üstüne düşen görevleri saymak mümkün.Hayallerini aldığımız gençliğe ve emanetlerini kullandığımız çocuklara TEMİZ DÜNYA  bırakmak için aklımızı başımıza ALMALIYIZ.       

                                                                              Mutlu ÇELİK
                                                                             GEÇİT-DER BAŞKANI


    29 Mayıs 2019 Çarşamba

    Pedofili Hakkında Türkiye'nin Durumu( VAHİM BİR DURUM)

    Bugün uzun süredir kuruluşunu düşünüp sair sebeplerle ertelediğim,biraz da Ata'mızın gençliğe armağan ettiği "Gençlik Bayramının" 1919 'un 100. yılına denk gelmesini arzu ederek geciktirdiğim derneğimizi akademisyen,psikolog,sosyolog,güvenlikçi,yönetmen,emekli ve ev hanımlarından oluşan geçici yönetim kuruluyla kurduk.Adı da GEÇİT (Gençler ve Çocuklar İçin Temiz Dünya Derneği) Elbette heyecanlıydım,sevinçliydim.Hatta bir ara gözlerimin dolduğunu fark ettim.Merhum Ünal İNANÇ'la yola çıktığımızda Çocukları Suç ve Suçlulardan Koruma Vakfı ÇOKAV'ı kurmuştuk ve malesef Ergenekon Yargılanmalarımız sebebiyle istediğimiz gibi sonuçlandıramadan kayıplar,tutuklamalar sebepleriyle vakıf yok olup  gitmişti. Şimdi bıraktığımız yerden bayrağı devralarak değerli dost ve arkadaşlarla yola çıktık.
       Bu günün İstanbul'un fetih yıldönünü olmasının ayrı bir önemi de var.Çağ değiştiren bu yıldönümünde hedeflerimiz arasında Ülkemiz ve  Dünya gençlerinin ve çocuklarının bağımlılıklara karşı korunmasında evrensel çözümler üretmeyi  programımıza aldık ve başaracağımıza gönülden inanmaktayım.
         Bugüne dair güzel temenni ve haberden sonra bugün ülkemizde özellikle sosyal medyada yer bulan bir vahim haber canımı hayli sıktı.Abdullah Şevki adlı birinin yazdığı "Zümrüt Apartmanı" adlı kitabın içeriğinde "pedofili" suçunun açık şekilde işlendiği belirtiliyordu.Kitabı okuma girişimlerimden sonuç alamadan yazarın gözaltına alındığını öğrendim.Bir arkadaşımın sosyal medya hesabında paylaştığı 1 sayfayı henüz okumuştm ki şahsın serbest bırakıldığını öğrendim.
        Sevgili okuyucular, önce size pedofili hakkında biraz bilgi vermeliyim.Türkçede " subyancılık" olarak kelime karşılığı bulan bu suç türü ülkemiz resmi kayıtlarına göre çocukların % 33'ünün uğradığı bir suç.Bu oranın Dünya ortalaması %20.Ne yazıkki olayların sadece %10'u adli mercilere intikal ediyor.Elbette bu oran Dünya ortalamasının çok çok altında.Buna sebep olarak pek çok sebep sayabiliriz.İnanın aklınıza gelen sebepleri tahmin ediyorum ve çoğu da doğru.Ama bugün sadece yasalar açısından birkaç şey söylemek istiyorum ve sanıyorum bu konuda bu ülkede en çok söz hakkı olan da benim.
      Şimdi " yahu kardeşim sen polissin,ne alaka " diyebilirsiniz.Anlatayım;
    Ülkemizde "pedofili" sözü ilk kez 17 ülkenin ortak yürüttüğü Landmark operasyonunda duyuldu.Bu operasyonun Türkiye ayağını yöneten polis şefi bendim.Yapılan operasyonlar içinde tek delil elde eden ülke-hukuk kurallarına eksizsiz riayet eden,insan haklarını ihmal etmeyen tek ülke olarak EN BAŞARILI ÜLKE-EKİP-POLİS  ŞEFİ  sayılmıştık.Günlerce medyada operasyonu anlatmıştım.Hatta Dünya polis şeflerine Lyon'daki İnterpol Genel Sekreterliğinde uzunca bir "operasyon" dersi de vermiştim.
    Fakat yakaladığımız sanık iki küçük çocuğa tecavüz ettiği halde,yaptığı bu iğrenç suçu da kendi kamerasına kaydedip Çocuk pornonu sitelerine pazarladığı halde,bir psikolog  olan bu pedofili hastasını tüm delilleriyle yakaladığımız halde 6 ay sonra serbest bırakılmıştı.Çünkü sapık o zamanlar baştacı edilen feto cemaatindendi.Bugün tv.lerde ahkam kesen bazı isimler bizleri ve özellikle beni sahte delil ile suçlamaya kalkmıştı.Tüm ikazlarıma rağmen sapığın yurtdışına kaçırılmasına çanak tutanlar terfi ettirildi.Ben ve ekibimse apar topar farklı illere sürgün edilmiştik.Bu bahsettiklerimle ilgili bazı haberleri şu adreslerden okuyabilirsiniz ;

    http://www.milliyet.com.tr/boyle-igrenclik-gorulmedi/guncel/haberdetayarsiv/28.12.2001/249567/default.htm

    http://www.avazturk.com/feto-cocuk-tecavuzcusu-sapik-ogretmeni-nasil-korudu-hangi-ulkeye-kacirdi-8110h.htm

    http://www.habervitrini.com/pornocu-ogretmenin-serbest-birakilmasina-ofkelenen-polis-muduru-internette-site-kurdu/70517

    Bu anlattıklarım 2002 yılında olmuştu.O güne kadar pedofili suçunun adeta en çok işlendiği ülkelerden olan yurdumda ilk kez " pedofili" suçu konuşuluyordu ve durumun vehameti tartışılıyordu.Biz kolluk görevlileri ise en çok yasal düzenleme gerekliliğinden dem vuruyorduk.İki çocuğa tecavüz eden bir adam 110 yılla yargılanrken serbest kalabiliyordu,bu nasıl adaletti.
    Şimdi sıkı durun; Aynı operasyonda Hollanda polisi bir şahsın bilgisayarında 30 yaşlarında bir kadının pornografik fotograflarını bulmuştu.Fakat kadının üzerindeki kıyafet ilkokul önlüğüydü.VE ŞAHIS SADECE ÇOCUĞUN KIYAFETİNİ İSTİSMAR ETTİĞİ İÇİN 15 YIL CEZA ALMIŞTI.
    Ders verdiğim polis şefleri arasında Hollanda Emniyet Genel Müdürü de vardı ve bizim ( en başarılı sayılan bizim) sapığımızın serbest kaldığını basından öğrendiğinde yolladığı alaycı mailde "ne oldu 110 yıl" yazısını hiç unutmadım.Dünyanın en başarılı polis şefinin 1 ay sonra başka göreve hatta başka ile yollanışını " efendim cemaatin sapığıymış"  diyerek mi savunacaktım.
    Bu 2002 de olmuştu.Ama bugüm ..evet bugün 2019 da ne oldu dersiniz.Sadece 1 sayfasını bile okumaya tahammül edemeyeceğiniz bir pedofili suçunun şüphelisi sadece 1 saat sonra serbest bırakılıyor.Lafa gelince elin gavuru dediğiniz o gavur çocuğun önlüğünü istismar edene 15 yıl veriyor.
    Şimdi soruyorum ; KİM GAVUR ?

    14 Ağustos 2018 Salı

    İSTİSMARIN DANİSKASI "Çok Tatlı "

    Uzmanlık ve konferans konularım uyuşturucu ve çocuk istismarı olunca haliyle bu konulardaki haber,yazı ve tv.programlarını takip etmeye çalışıyorum. Geçtiğimiz gün Kanal D'de yayınlanan "çok tatlı " isimli yarışma programını dehşete düşerek izledim. Çocukların yarışma programlarında kullanılmasına  zaten karşı çıkıyorum ama bu kez vahim bir hata ve bir suç işlendiğini gördüm. .Yarışmanın formatı şu; 3 çift yarışıyor, üçünün de  5-6 yaşlarında bir çocuğu var. Çocuklar sırayla bir odaya alınıyor hem de bir psikolog eşliğinde. Odada  çocukların önlerine konulan tahta parçalarından bir kule yapması isteniyor.psikolog tarif ediyor ve "benim biraz işim var, sen kuleyi yap ben birazdan gelicem ve en yüksek kuleyi yaptıysan seni yıldızla ödüllendirecegim " diyerek odadan çıkıyor. O sırada odada konuşan bir oyuncak robot var ve çocuklarla şakalaşıyor .Önce 1.çocuk içeri alınıyor ve psikolog dışarı çıkınca çocuk kulesini yapıyor. İşte o anda oyuncak robot çocuğa adıyla hitap ederek " bak, masanın yanındaki örtünün altında senin kulenden daha büyük bir kule var ,onu al ve seninkini onun yerine koy. Abla gelince -ben yaptım -dersin ve yıldızı kazanırsın " diyor.
    İşte yarışma burada başlıyor. İlk çocuk içeri alınınca sunucu anne-babaya soruyor;
    -"sizce örtüyü açtı mı?kuleyi aldı mı ?psikolog ablaya "ben yaptım "dedi mi? İlk ailenin cevabı:
    -"dönüp bakmaz bile ve kendi yaptığı kuleyi gösterir".
      Çocuk içeri girdi, kuleyi yaptı, robotun sözlerine inanmadı ve "olmaz, o benim kulem değil ki "dedi.Psikolog gelince yıldızla ödüllendirdi.
    İkinci çocugun ailesi "örtünün altına bakar ama almaz "dedi. Çocuk hem örtüyü açtı hem kuleyi aldı hem de psikolog ablaya "ben yaptım "dedi .Psikolog ikinci çocuğu da ödüllendirdi .Üçüncü çocuğun ailesi "örtüyü mutlaka açar büyük ihtimalle de kuleyi alır, çok hırslı çünkü " dediler.Çocuk aynen öyle yaptı. Örtüyü açtı ,kuleyi aldı,kendi yaptığı kuleyi örtünün altına gizledi ve  psikolog ablaya "ben yaptım "diyerek hazır kuleyi gösterdi. Psikolog abla üçüncü çocuğu da ödüllendirdi. Peki sizce hangi çocuk ve ailesi elendi???         İşte vahim olan sonuçlardan biri bu;İlk çocuk ve ailesi elendi. Yalan söylemeyen, çalmayan çocuk ve çocuğuna doğru eğitim veren ve ne yapacağını bilen aile elendi. İkinci vahim sonuç da üçüncü çocuk ve ailesi kazandı. Yani; çalan, yalan söyleyen ve çocuğunun çalacağını ve yalan söyleyeceğini bilen aile kazandı.
    Şimdi merakım şu; ilk çocuğa kaybetme sebebi nasıl açıklanacak .DOĞRU SÖYLEDİGİN ve ÇALMADIGIN İÇİN mi denilecek?
    Son vahim şey de şu : 3 çocuktan 2'si yalancı ve hırsız yetişiyor .
    Not:( bütün bu program psikolog eşliğinde, RTÜK onayıyla, reyting alarak ve bir ALLAH'ın kulunun itirazı olmadan yapılıyor. )